31 Mart 2012 Cumartesi

Uzaktan Sevmeyi Bilirmisin


Sen dokunmadan Sevmeyi 
Sen Görmeden Sevmeyi
Sen Sesini Duymadan Sevmeyi 
Sen Bir Güşünü Görmeden 
Sen Saçlarının Bir Teli Görmeden
Sevmeyi Bilirmisin....

sen hiç sevdinmi uzaktan 
Sen hiç sevdinmi sesini duymadan ,
gelişini beklerden
gidişinin hüznü yaşadınmı hiç 
Sen Uzaktan Sevgiyi
Uzaktan Sevmeyi Bilmezsin....



OsmanlıTugrası
   Sevgilerimle




Ben Sana Değil Kendime Kızıyorum

Ben Sana değil Kendime Kızıyorum 
Suskunluğuma 
Sessizliğime Kızıyorum
Söyleyemediklerime Kızıyorum 
Sessiz Sedasız Sevgime
Kızıyorum...
Uzaktan Severken Sensiz Kalışıma Kızıyorum...

OsmanlıTugrası
   Sevgilerimle

Durma Sende Git

Durma Sende Git 
Alışkınım Ben Yanlızlığa 
Alıştım Bırakılmaya 
Alıştım Arkamdan Vurulmaya 
Durma Sende Git Hadi
Yolun Açık Olsun
Mutlu Olursun Umarım 
Yaşamında 
Ben Alışkınım Yanlız Kalmaya 
Durma Sende Git Hadi 


OsmanlıTugrası
   Sevgilerimle

Sana Ait Olanı Sana nasıl verebilirimki...

Bugün düşlerimi avutmak istedim.
Nedense bir sigaraydı tesellim.
Halsizdim ,
Ellerimi uzatsam gelir miydin?
Sana öylesine haykırsam ki
Sever miydin beni ?
O an uğruna verebileceklerimi düşlerdim.
Kalbimi verirdim mesela ,
Ama sana ait olanı sana nasıl verebilirim.



Alıntıdır.....

Hayatta üç şeyi sevdim

Hayatta üç şeyi sevdim; 
seni, kalbimi, ümit etmeyi...
Seni sevdim, sensin diye, 
kalbimi sevdim, seni sevdi diye, 
ümit etmeyi sevdim,
Belki seversin diye...

Belki seversin diye Ümit Ettim Sadece...Ümit Ettim Sadece...

Hiç beklentisiz sevdiniz mi?



Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden... sevdiniz mi hiç? Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanında ki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,-bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi -diye düşünüp.Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçe bildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda Onu karşınız da görmek ne güzeldir bilirmisiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden.. Ve beklemeden gelen bir 'seni seviyorum 'mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil,O istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmemin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni hatırlamadı yerine..-hiç beklemiyordum , senin geleceğini -diyebilmek ne  güzeldir oysa.. Onu boğmadan, kendinizi boğmadan , sevebilmek ne güzeldir.. Sahiplenme uygusundan uzak, sevmemim ,sevilmemim tadına varabildiniz mi hiç?  Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendimizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin.. Ben beklentisiz seviyorum.. Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize Hiç beklenmedik bir 'seni özledim ‘mesaji ile aşkı yakalayın.. Beklentisiz sevin.. Ben beklentisiz seviyorum.. O sizin sevgiliniz oldu için değil.. Ona tapulu malınız gibi. Cantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düsünmeden. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için ,sevin.. Sevgi ye karışan beklenti denen  illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından.. Göreceksiniz ki O zaman aşk başka bir güzel.
 
Göreceksiniz ki , O zaman sevgili daha bir romantik.. Göreceksiniz ki O zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, Yıllanmış şarap gibi, Beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.. Ben beklentisiz seviyorum.. Onun nerede olduğunu merak etmiyorum.. Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlar da.. Geleceğe dair hayallerimde yok saten.. Ben sevgiyi yaşıyorum.. Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ,o kadar kıymetli ki.. Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları.. Beklentisiz  seviyoruz.. Sevdiğimiz için seviyoruz..Hayalsiz, geleceksiz,beklentisiz.. Anlık seviyoruz.. Deneyin.. Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün..
 
Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız..


 

Aşkın Türleri


İlk aşk
Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, "ben ona nasıl aşık olmuştum acaba" diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aşkı tattırmış, en önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak. Daha ne olsun?

Yıldırım aşk
Var mı yok mu tartışmasının içinde değiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazılarının duyguları yağmur olup yağabiliyormuş. Yıldırım aşkla başlayıp yıllar süren beraberlikler de var üstelik. Barda oturan kadını/erkeği görüp "bu akşam nasıl yatağa atarım?" diye düşünenlerden bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettiğimiz gerçek yıldırım aşk. Tek dikkat edilmesi gereken, sürekli yıldırım aşka tutulanların genellikle kendi yarattıkları illüzyonun peşinden koşmaları, gerçekle karşılaştıklarında da yeni bir illüzyon yaratmalarıdır. 

Olanaksız aşk
Bazen yolda yürürken rastlarız, bazen en yakınımızda bulunabilirler. "Bu ikisi bir araya nasıl gelmiş?" diye düşünürüz. Kendi başımıza geldiği de olmuştur, pedini sağa sola bırakan bir kadın ya da televizyondaki futbol maçını seyrederken daha önce hiç duymadığınız küfürler eden bir adam. Aman Allahım?" dersiniz. Ama olmuştur bir kere. Her aşkın olanaksız bir tarafı vardır gerçi, çoğunlukla bunları görmemeyi yeğleriz. Ama bu olanaksız taraflar bazen o kadar ağır basar ki, aşkın hem kaynağı, hem iddiası, hem motorize gücü, hem de terminatörü olurlar. 

Yasak Aşk
Men edilmiş, engellenmiş ve çoğu zaman da yasadışıdır. Ama aşığın gözü görmez ki... Belki de aşkı aşk yapan bu "illegal" tarafıdır. Kimbilir?

Platonik Aşk
Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan sapır sapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdaki en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem aşık hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranışlarından, konuşmalarından işaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz. İnsanın bir kereliğine bu duruma düşmesi, tecrübesizlikle yorumlanıp, bağışlanabilir. Ancak, bir kereden fazla başınıza geldiyse, oturup kendi hakkınızda düşünmenizde yarar var.


Sende Hangi Aşk Var  ? Sen hangisini Yaşadın Yaşıyorsun ?

Her İlişki Bir Bahçeye Benzer


Her ilişki bir bahçeye benzer. Eğer yeşerip gelişmesi isteniyorsa, düzenli olarak su verilmelidir. Beklenmedik hava değişiklikleri kadar mevsimleri de dikkate alarak özel bakım gösterilmelidir.Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayıklanmalıdır.Tıpkı bunun gibi, aşkın büyüsünü canlı tutmak için de, mevsimlerini anlamalı ve aşkın kendine özgü ihtiyaçlarını doyurmalıyız.
 Aşık olmak, ilkbahar gibidir.Sonsuza dek mutlu olacakmışız gibi bir duyguya kapılırız.Eşimizi sevmemek aklımızın ucundan bile geçmez.Bu bir saflık dönemidir.Aşk ölümsüz gibi görülür. Her şeyin kusursuz sanıldığı ve tıkır tıkır işlediği büyülü bir dönemdir bu. Eşimiz tıpatıp bize uygun görünür.Hiç çaba harcamaksızın, uyum içinde dans ederiz ve şansımızın yüzümüze gülmesinin tadını çıkarırız.
Aşkımızın yaz mevsimi boyunca eşimizin sandığımız kadar kusursuz olmadığını ve ilişkimiz üzerinde çalışmamız gerektiğini anlarız. Eşimiz sadece başka gezegenden gelmiş olmakla kalmaz, hata yapan, bazı bakımlardan aksayan bir insan olarak da karşımıza çıkar. Sürtüşmeler ve düş kırıklıklları belirmeye başlar; yabani otların kökünden sökülmesi ve yakıcı güneş altındaki bitkilerin fazladan sulanması gerekir.Artık aşkı vermek de, gereksindiğimiz aşkı almak da, o kadar kolay değildir. Her zaman     mutlu ve sevgi dolu olmadığımızı görüp anlarız. Bizim aşk konusunda düşlediğimiz tablo değildir bu.
Birçok çift, bu noktaya geldiğinde düşkırıklığına uğrar. Bir ilişki üzerinde çalışmak istemezler.Hiç de gerçekçi olmayan bir tutumla, hep ilkbahar olmasını beklerler.Eşlerini suçlarlar ve pes ederler. Aşkın herzaman kolay olmadığını, arasıra sıkı bir çalışma ve sıcak bir güneş istediği gerçeğini görmezler. Aşkın yaz mevsiminde, kendi sevgi ihtiyacımızı olduğu kadar eşimizin ihtiyaçlarını da doyurmamız gerekir.Bunlar kendiliğinden gerçekleşmez.
Yaz mevsimi boyunca bahçemize iyi baktıysak, bu sıkıcı çalışmanın sonucu olarak hasadımızı alırız.Güz mevsimi gelmiştir.Bu altın bir çağdır, zengin ve doyurucu. Gerek kendimizin, gerese eşimizin kusurlarını kabullenen ve anlayışla karşılayan daha olgun bir aşktır yaşadığımız.Bir şükran ve paylaşma zamanıdır bu.Yaz boyu sıkı çalıştığımız için, şimdi dinlenebilir ve yarattığımız aşkın tadını çıkarabiliriz.
Sonra hava yeniden değişir ve kış bastırır.Kışın o soğuk, verimsiz ayları boyunca doğa kendini tümüyle içine çeker, kapanır.Bu bir dinlenme, düşünme ve yenilenme zamanıdır. İlişkilerde de çözümlenmemiş acılarımızla veya gölge benliğimizle yüzleşme  zamanıdır.   Kapağımızın açılıp acı dolu duygularımızın ortaya döküldüğü zamandır.Aşk ve doyum için eşimizden çok, kendimize bakmaya gereksinme duyduğumuz, kendi kendine gelişim zamanıdır.Yaraların iyileşmesi, acıların dindirilmesi zamanıdır.Erkeklerin mağaralarına çekilip kışladıkları ve kadınların kuyularının dibine indikleri zamandır bu. Aşkın karanlık kış mevsimi boyunca kendimizi sevdikten ve iyileştirdikten sonra, ilkbahar ister istemez geri gelecektir.Yeniden umut, sevgi duyguları ve olanakların bolluğu bizi sevindirir. Kış boyu kendi kendimizi iyileştirdiğimiz ve ruhumuzu araştırdığımız için, artık yüreklerimizi açabilecek ve aşkın ilkbaharını yaşayabilecek duruma gelmişizdir.

Yazarı Bilinmiyor....alıntıdır...

30 Mart 2012 Cuma

Sen Bilemezsin Benim Ne Çektiğimi....

Sen Bilemezsin benim Ne çektiğimi
Yıldızlara Sor
Rüzgarlara Sor
Gel Birde Yüreğime Sor 
Sen Bilemezsin benim Ne çektiğimi
Issız Bir Çölde Gezer Gibi
Yanlızlığa Mahkum Etmiş Kendini 
Bir Anda Çıkar Sevdiği 
Sen Bilemezsin Benim Ne Çektiğimi
Seni Severken Dostum Demeyi
Bilirmisin Ne demek olduğunu 
Sen Bilirmisin O Dostum Derken 
SEN İçinden Sevgiilim Demeyi 
Sen Bilirmisin O Dostum Derken 
Sen İçinden AŞKIMSIN demeyi 
Sen Bİlemezsin benim Ne Çektiğimi....

 OsmanlıTugrası 
    Sevgilerimle

Bana Ayrılıktan Sakın Söz Etme

Bana Ayrılıktan Sakın Söz Etme
Her sözümde sevginden Alıntı varken 
Bana Ayrılıktan Sakın Söz Etme
Bırak Beni Uzaklardan Seveyim 
Bırak Ben Seni 
Sessiz sedasız Seveyim 
Varsın Gönlünde Bana Yer Olmasın 
Bana Sensizlikten Sakın Söz Etme 
Bana Ayrılıktan Sakın Söz ETME 


OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle 

Alıntı..

Her Sözüm senin Sevginden Bir Alıntı
OsmanlıTugrası
Sevgilerimle 

Cumanız Mübarek Olsun

Deli Sevdam...

Geceleri yalnız senin hayalini kurulup düşlere dalıyorum  gecenin sessizliğine ve sensizliğe  aldırmadan gururumu hiçe sayarcasına ağlıyorum işte ağlıyorum ..seni düşünürken hayalinle baş başayken senin ellerine tutarcasına sevdama tutunuyorum sensizlikte..sevdam aklıma gelince göz pınarlarımdan akan göz yaşım donuyor senin hayalin bile yetiyor gözümdeki yaşın dinmesi için gözlerimin gülmesine yüzümdeki bir tebessüme yol açıyor senin sevdan o anda düşünmem yeterli mutlu olmam için seni…

Her hüzünlü parça çıkışında bende hüzünlenirim dalarım uzaklardaki sevdiğime sana gelirim senin haberin olmadan bazen kuş olur uçarım balkonuna konar ordan da göz kırparım yüreğine bazen söz olur okunurum dillere düşerim  bazen şarkı olurum kulağına fısıldarım seni nasıl sevdiğimi, bazen rüzgar olur eser giderim gönlüne senin haberin olmadan anı yaşar dönerim kendime…



OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle 

29 Mart 2012 Perşembe

Deniz Kızı Misali

Açıklarda gemi misali benden haberi dahi yok binlerce balığın içinde , binlerce balığın içinde bende onu farkettim DENİZ KIZI misali , Ender yüreklerdendi ender gönlü güzellerdendi.
Milyonların içinden farkedip gönlüne alabildiğin gözünün göre bildiği AŞK'tır sanırım , AŞK'tır. Sanırım AŞK'ın tarifi milyonların için de bir kişi görmek bir kişiyi hissetmek..

Umrumda Değil  Güzelliğin 
Yürek Yakan Güzelliğin 
Gönlümde Bir Yer Açtım 
Kapının Anahtarı 
Sözlerimde Saklı 
Buyur Gel Yürekten SEVDİĞİM...

OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle

27 Mart 2012 Salı

Sevmek Bir Çok Şeyi Göze Almaktır.

İnsan önce annesini sever, bebek anneye muhtaçtır, anne bebeğe. Yeni doğan dilsiz, savunmasız, bazı zamanlarda çaresizdir.
        Annesi onun dilsizliğini, savunmasızlığını, çaresizliğini sever ve ona ölesiye acır, korur ve sever. Onu kollarına almak, yanağına bir öpücük kondurmak hepsini olmasa da dertlerinin çoğunu unutturur. Bebeğin her geçen gün büyüdüğünü, daha çok uyarana cevap verdiğini, hele hele kendisini tanıdığını, sesini ayırt ettiğini fark etmek annenin mutluluğuna mutluluk katar.
        Bebek en çok sevgiyle büyür. Sevgi insanın sorunlarından çıkış kapısıdır. İnsan ömrü boyunca sevgiyi arar, daha çok sevilmek ve sevmek ister. Yalnızca canlıları değil, kendisine hizmet eden ve yakınlarda bir yerlerde olan her şeyi, gözlüğünü, saatini, kalemini, defterini, yastığını, diş fırçasını, aynasını sever.
        Bazı insanlar geceyi sever, gecenin bütün renkleri örtüşünde bir sır saklıdır. Her şey kendi dilince konuşurken gece sessizliğin sesi ile konuşur. Yalnızların diline en yakın dil gecenin kelimeleridir. Ben de bir gece Kuran açtım ve İslamla tanıştım. Yalnız ve gece bir araya gelince ne durgun denizlere benzer, ne coşkun ırmaklara, tarifsiz hecelere benzer.
İnsanları sevebilmek için de insan çilelerden geçer. İnsanları sevapları ve günahları ile sevmek, sevabın ve günahın ne olduğunu yaşamaktan, idrak etmekten geçer.
Gönül bilir neyin hata neyin doğru olduğunu, çünkü gönül nazargah–ı İlahi’dir. Yeterince arınmış bir gönül bu konuda çok az hata yapar. Gönlü arındıran Mevla’nın zikridir. Gönülü mutlak manada gönül yapansa aşk’tır.
        ”Aşk imiş her ne varsa alemde İlim bir kiyl–ü kal imiş“.
        Dünya aşkla döner, dönen her ne varsa aşktan alır ivmesini. İnsan dönerek tekamül eder. Geçtiği yerlerden kemali artmış olarak yeniden geçer. Ve kendi kendine der ki: ”Ben buradan daha önce geçmiştim.” Çınar yapraklarına bakar, dolunaya, nergislere, söğütlere… Söğütlerin dibinden sular akar. Maneviyatında çölleri aşar, Mecnun misali. Mecnun bir çok şeyi göze almıştır. İnsan sevmek için bir çok şeyi göze alır. Çünkü sevmek cesaret ister, sabır ister ve hatta ince bir zeka gerektirir.
        Seven zorlukları yaşarken, sevgisi artıyorsa hiçbir zahmet onu yıldırmaz. Sadakat budur.
        Insanı olgunlaştıran, kendini ve insanları tanımasını sağlayan güçtür sevgi. Sevgiden güç almak isteyen Allah’ın (cc) sevdiği her şeyi sever. Sevgi kapıları açar, köprüleri geçer, zorlukları aşar.
    
Alıntı

Dostluk...

Günlük hayatta insanlarla olan ilişkilerimde, arkadaşlıkların değerini ve iyi dostlara sahip olmanın önemini ve verdiği mutluluğu gittikçe daha çok farkediyorum. Arkadaşlarımı çok seviyorum gerçekten.....
        hepsi farklı kültürlerden, farklı çevrelerden, farklı yerlerden gelmiş olmalarına rağmen herkesin içinde diğerlerinden farklı, eşsiz ve benzersiz bir hazine yatıyor. Her bir arkadaşım kişiliğimin farklı yönlerine hitap ediyor ve hepsinden farklı ve değişik şeyler öğreniyorum. Yaşamla ilgili gözlemler, hayatın sevinçleri ve hüzünleri, deneyimler, tavsiyeler... hepsi arkadaşlarla paylaşıldığında anlam kazanıyor.
         Kendimi bildim bileli çevremdeki insanlardan enerji aldım ve onların varlığıyla mutlu oldum. Hiç bir zaman üzgün ya da sıkıntılı anlarında tek başına kalmak isteyen ve yalnızlığına sığınan insanlardan olamadım, aksine bu gibi zamanlarda etrafımda ne kadar çok insan olursa o kadar daha iyi hissettim kendimi, acımı o kadar çabuk unuttum. İnsanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğinin yanısıra, paylaştıkça mutluluğun arttığını ve üzüntülerin azaldığını kendi gözlerimle gördüm, yaşadım.      

       Bir toplulukta sevgiyi bilen ve içinde taşıyan insanları hemen ayırdedebilirsiniz. Gözleri ışıldayarak konuşan, etrafına adeta enerji ve ışık saçan, almaktan çok vermeyi tercih eden, kendini dinletmekten çok başka insanları dinlemeyi amaç edinmiş, bağıra çağıra değil de ipeksi, yumuşak bir ses tonuyla konuşan, insanın içine huzur veren insanlardır onlar. Yanlarında olmak bize mutluluk verir, kendimizi iyi hissettirir.       Şu ana kadar yaşadıklarımdan öğrendiğim en önemli şeylerden biri, kendimizi ve insanları sevmenin yaşamı ne kadar sihirli bir bahçe haline getirdiği. Bazen arkadaşlarımla (ya da hiç tanımadığım insanların arasında dahi) otururken önce etrafımdaki insanlara, daha sonra da insan ırkının geneline karşı bir sevgiyle doluyor içim. Zalim ve savaşa yatkın bir türüz belki ama benim etrafımdaki insanlara bakarken aklımdan daha çok insanlık olarak yarattığımız güzel şeyler, sanat eserleri, güzel binalar, büyük aileler, şehirler, uygarlıklar.. kısacası bu dünyayı kendimizin kılan ve güzelleştiren her şey geliyor. Bütün bunları düşündükçe insansız bir dünyanın ne kadar yavan ve anlamsız olacağını farkediyorum ve içim tüm insanlığa karşı büyük bir sempati ve sevgiyle dolup taşıyor adeta. Bazen arkadaşlarıma ya da aileme yeteri kadar zaman ayıramadığım zamanlarda zamanımın mucizevî bir şekilde ikiye ya da üçe katlanmasını diliyorum herkesle istediğim kadar zaman geçirebilmek için. Ama imkansız bu tabii ki.
       Aynı şekilde bir toplulukta kendisine sevgi gösterilmemiş ve dolayısıyla sevmeyi bilmeyenleri de kolayca farkedebilirsiniz. Sevgi görmedikleri için sevgi veremezler. En başta kendilerini sevmeyi bilmediklerinden, başkalarını hiç sevemezler. Böyle insanlar baştan şanssızdırlar çünkü yaralanmışlardır. Birileri bir şekilde canlarını feci acıtmıştır ve bunun intikamını hayattan, etrafındakilerden ve en kötüsü de kendilerinden almak isterler. Bu tür insanlar kendilerini ve etrafındakileri sürekli hırpaladıkları ve hiç bir şekilde mutlu olamadıkları için sizin varolan pozitif enerjinizi de adeta emerler. Yanlarında huzursuz olursunuz adeta. Olur da yardım amacıyla ve iyi niyetle elinizi uzatırsanız canınızı acıtırlar. Böyle insanlara 'dikenli insanlar' diyorum genelde. Onlara dokunmak için uzattığınız elinize adeta dikenlerini batırmalarından ötürü.

      Yaşamım boyunca böyle insanlarla çok karşılaştım. Böyle 'dikenli insanlarla karşılaştığımda genelde onlara acırım, hayatı hem kendileri için, hem de etrafındakiler için yaşanmaz bir hale getirdikleri için ve büyük bir olasılıkla ne yaparlarsa yapsınlar mutlu olamayacakları için. Acımamın bir başka sebebi de onların etrafındakileri bu denli yaralamaya çalışmalarının ardında gördüğüm sebeptir: kendi içlerinde çok büyük yaralar olmasıdır. Onlar benim gördüğüm ve içinde büyüdüğüm sevgiyi bulacak kadar şanslı olmamışlardır hayatlarında ve bunun acısını hayatın kendisinden çıkarmak isterler. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, gerek sözleriyle, gerek davranışlarıyla sizi sürekli acıtmaya çalışırlar. İnsanları sevmenin bireyi ne kadar özgürleştirdiğini ve huzurlu kıldığını görseler, eminim kendilerini diğer insanlardan üstün görme huylarına ve sürekli etrafındakilerin kusurlarını arama çabalarına son verirlerdi.
        İlk gençliğimde ve 20’li yaşların başlarında (belki de çocukluk ve ilk gençliğin getirdiği saflıkla) böyle insanlara çok iyi davranarak onları tekrar aramıza kazandırabileceğimizi düşünürdüm hep. Sevginin her şeyi yeneceğini düşünerek tek taraflı ve iyi niyetli çabalarımı sürdürmeye çalışırdım onlarla olan arkadaşlıklarımda. Ancak sonradan gördüm ki bu her şeyi zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu gibi insanlar hem enerjimizi alıyor bizden, hem de onları hayatımızın içinde tutma ve kaybetmeme çabalarımız genelde boşa gidiyor.
      Bu yüzden artık böyle insanlardan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Arkadaşlarımın hepsi de benim onlara verdiğim sevgi ve enerjinin kat kat fazlasını bana geri veren, bana huzur veren çok değerli dostlarım şu anda. Eğer 'dikenli bir insan'la karşılaşırsam ne ondan nefret ediyorum ne de onu çok seviyorum, o insanla ilişkilerimi gitgide azalttığımdan o nötr bir şekilde hayatımın dış çeperine doğru kayıyor zaten zamanla.

        Kendini sevmek ve insanları sevmek.. Çevremizdeki insanlardan enerji alıp, onlara enerji vermek. Pozitif düşünmek, iyilikle bakmak dünyaya, sevmek, sevilmek.. O kadar önemli ki. Mevlana'dan, Yunus Emre'den bize miras kalan insan sevgisi, dünyadaki bütün kötülükleri yenecek ve savaşları durdurabilecek kadar güçlü bir silah aslında, ancak bunun farkına varmamız bazen bir yaşam süresi kadar uzun zaman alıyor.

Alıntı       

26 Mart 2012 Pazartesi

Yeniden Yeşeren Duygular

Aşka İnanmazdım ben Şiirlerimde Sözlerimde Hep Özlemin hep ayrılığın adı vardı..Şimdi İse AŞK'ın Şimdi İse AŞK'a özlemin AŞK'a Hasretin.... Öğredim Unuutuğum Duyguları Yaşadım Bittimi Bitmedi Bitmezde Yürek Bitirmezki zaten Sözleride Şiirleride Yazdıran Yürektir..Yürek Dile Gelirse Yazar Severse Coşar Yüreği Dilden dile sözden söze uzaktan uzağa gönüllerde yer bulmak için...

Koşar sevdiğine sözleri , şiirleri kimi zamanda bir şarkı ile söyler sevdiğini kimi zaman gülerek anlatır sevdiğini..güler yüzü çünkü sevdiğinden bahsediyodur sevdiğine ulaşıyodur sözleri şiirleri yüzünü güldürende budur işte Yani Sevgisi... 

İşte böyle birşey unutulmuş duyguların yeniden anılması yeniden aşka tutunması , aşka tutunurkende hayata yeniden tutunması SEVDASI ile Birlikte...


OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle

Yürekli Değil...

Anladımki Hiç Kimse Sen Değil Senin Kadar Can Değil , Senin Kadar Yürekli Değil... (OsmanlıTugrası)

Sen Yoksun Dağ Çiçeğim...

Bir telefon kadar yakınım kilometrelerce uzağım sana , kilometreler engel olmadı sevgime , mutluluğuda sevincide gözyaşınıda yaşadım ben ama sen YOKTUN, Söyelemedim seni nasıl beğendimi sana olan ilgili ama sen vardın sözlerimde şiirlerimde ama sen sen yoktun yanımda bilmiyordun belkide hiiç bir zaman bilmeyeceksin sen benim uzanamayacağım dağ çiçeğimsin....ama Yüreğimdesin her anımdasın benimlesin bilmeden her gülüşümde sen her gözyaşımda yine sen.... 


Seni özlüyorum 
Çünkü güldüğüm zaman
 Ağladığım zaman 
Neşemi çoğaltan 
Göz yaşlarımı 
yok eden sensin , 
Sensin Beni Benden 
Alan Ama YOKSUN..
Yoksun..... 

OsmanlıTugrası

21 Mart 2012 Çarşamba

Bırakamadım....

Aslında o an karar vermiştim gitmeye dönmemecesine ama gidemedim işte bırakamadım işte BIRAKAMADIM. Aslında ben kararımı çoktan vermiştim bir daha yazmamak birdaha gönlümden geçenleri şiire söze dökmemek için.Ama olmadı yapamadım yazdım işte yazdım yine yazdım ben kendimi sözlerimde şiirlerimde yazdıklarımda buluyordum. yazmayı bıraksam ben ucu bucağı olmayan bir uçuruma sürüklenecektim biliyorum ama zamanı geldi diye hala düşünüyorum... 

Ayrılıkları ben sevmem sevemedim vedalaşamam ben çünkü dönerim , ama işte olmuyor..Havalar Soğuyor bazen sohbet ederken üşüdüğümü hissediyorum yüreğimden...önemli olan da zaten o ben değil ben değil yüreğim gitmek istiyor...Sonu olmayan dile gelmeyen bir sevdaya daha da tutulmamak için belkide istedi...

Ama döndü işte gidemedi bırakamadı bıraktırmadılar işte. farkında olmadan bilmeden götürtmediler...


Sevgilerimle..
OsmanlıTugrası

20 Mart 2012 Salı

Gidiyorum

Gidiyorum 

Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde 
Kavrulup gidiyorum. 
Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde 
Savrulup gidiyorum 
Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine 
Atlayıp gidiyorum. 
Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine 
Katlayıp gidiyorum. 

Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri 
Görünüp gidiyorum. 

Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri 
Sürünüp gidiyorum. 


Cahit Sıtkı Tarancı

19 Mart 2012 Pazartesi

Kırık Bir Gönül

Kırık bir gönül sevdanın ne demek olduğunu bilir ve ona göre davranır, beklide korkusundan kırılmamak için delicesine içinde kopan fırtınayı dile getiremez..Çünkü kalbi kırılmıştır bir kere.. Korkarak  bakar gelecekteki sevdasına…
Bir sevdiği olur söyleyemez içinde tutar sevgisini, korkak yüreği yüzünden dile gelemez sevdası çevirir durur , dolandırır gözlerini alamaz ama ondan bakmamak bir bahane bulur utanır söylemez  sevdasını utanmasının ardında yatan kırık bir gönülün var oluşudur aslında..
Korkar ama sevmiştir kırılmamak için onu uzaktan sever , bir fotoğrafı vardır elinde bir de hayalinde tuttuğu dokunuşu sevdasının kokusu vardır..Uzaktan sever uzaktan severken bir kuş misali konmaya  çalışır ürkek bir şekilde, geride durur uzaktan sevdasının kapısına güller gönderir,  isimsiz bir şiir yazar onun için ama o saklar yine şiirin bir köşesinde adını..
Bir hikaye yazar sevdası için Adı odur yani uzaktan sevdiği sessiz Sevdasıdır aslında..Bilmez sevdası onların hikayesinin olduğu içinde geçen perinin fırtınalar kopan gencin söyelemediği sözün sahibinin kendisinin olduğunu bilmeden okur beklide farkında olmadan kendisini bulur içinde..Sorar bunu kimin için yazdın kimse için der bir kırık kalbin  tekrar sevmeye çalışırken ürkekliği der..ama yinede söyleyemez yine sevdasının o olduğu gözlerine bakar sadece derin bir okyanusa dalar gider sessiz sevdasını söyleyemeden…
Yanından uzaklaşır dokunamadığı sevdası okumuştur hikayesini onların hikayesi azda hoşuna gitti ya gönlündeki fırtına onun için artık o an iki  gönülde attığına inanmıştır..Anın mutluluğu yaşıyordur söyleyemediği sevdasının dilinden aşkının hikayesini dinlemiştir….Sevdalarını Dinlemiştir farkında olmadan…Farkında olmadan kendi AŞK hikayesini Sevmiştir….
Kırık bir gönülün aşk hikayesi bu…Kırılmış Bir Gönül Tekrar sevemeyeceğini düşündüğü anda karşısına çıkan bir gönülü onu dostça görürken sevdasına tutulduğu bir AŞK’ın hikayesidir…
Sevdiğinizi söylemekten korkmayın KEŞKE dememek için…


Yazan : OsmanlıTugrası




Ben Seni Uzaktan Sevdim...2...

BEN SENİ UZAKTAN SEVDİM….

Sesini duymasam da
Seni Hiç Görmesem de
Hayalinle Sevdim Seni
Ama Sensiz uzaktan SEVDİM….
Ellerinin Tutarcasına Sana Tutuldum
Sana Sarılırcasna Sevdama Tutuldun
Hayata Tutulurcasına SANA SARILDIM…
Ben Seni Uzaktan Böyle Sevdim …

OsmanlıTugrası

13 Mart 2012 Salı

...!!! Gözlerini Kapat ve Sadece Dinle !!!...



Gözleriniz kapatın ve sadece dinleyin...!!!

Ben Seni Böyle Uzaktan Sevdim...


Sen benden habersizsin Sevdiğim bak bunu sana ve ikimize yazdım.. 
( Fon Müziğimi Açmayı Unutmayın ) 

Ben senin için varım ama yokum fakat sen benim gönül bahçemdeki en güzel güllerden bir tanesisin açmamış bir tomurcuk. An geliyor filizlenmesini istemiyorum an geliyor senin özleminle yanarken sana sevdamı anlatmak istiyorum , an geliyor korkuyorum seni kaybetmekten seni bir daha  görememekten seninle aynı yerde bulunup sana bakamamaktan korkuyorum.. 

Ben seni uzaktan sevdim güzelim , uzaktan ve derinden sevdim gül yüzlüm , ben sevdayı unutmuştum sevmeyi sevilmeyi değerli olmayı unutmuştumki sen gir dünyama ansızın bir baktım benim küçük dünyamda gönül bahçemde bir filiz can buluyor inanamadım neden mi ? Ben Bir daha sevmem zannediyordum, ama sevebildim mi onuda bilmiyorum ama şunu iyi biliyorum ben seninle yaşıyorum anımı hayalinle sevdiğim... Ben seni uzaktan sessiz  ve sensiz sevdim gülüm ... Ben Seni işte Böyle Sevdim...

Kimi zaman bir fotografını aldım elime , kimi zaman bir sözünü aklıma getirdim ama ben seni uzaktan sevdim güzelim , Ben Seninle Anı Yaşarken Anı unutmamak için değerli kıldım o anları senin haberin olmadan sessiz sessiz , senin haberin yoktu o anın ölümsüz olduğundan ama ölümsüzleşti bir kenarda o anın tarihi saati hatta dakikası yazılı , Ben seni Böyle Uzaktan Sevdim Güzelim.....

Ben seni Uzaktan Sevdim 
Kendimce
Gönlümce 
Belkide Kaybetmenin Korkusundan 
Çaresizce... 
Söyleyemedim Sevdiğimi Beğendiğimi
Ben Seni Karşılık Beklemeden 
Ben Senin Sesini Duymadan 
Elini Tutmadan 
Kokunu Hissetmeden 
Ben Seni Uzaktan 
Sessiz Sensiz Böyle Sevdim Güzelim 

OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle




Gül...


Gülüm Kırmızı Olsun 
Tomurcuktan Olsun 
Yüreğinde Büyüsün Gülüm 
Sevdamın büyüdüğü gibi 
Gül dikensiz Olmazmış 
Sevdada Özlemsiz Olmaz..
Gülümüz Solmazsın 
Gül Bakışlım... 

OSMANLI TUGRASI

Sevdanın Sevginin Aşkın Tarifi Yoktur Yaşanır...

Sevdanın tarifini yap dediler yapamam dedim , yaşayan bilir sevdanın ne olduğu , aşkı tarif et dediler aşık olmadımki dedim , sevgiyi tarif et dediler sevgi ucsuz bucaksız Bir Derya dedim ...Ne Sevginin ne Aşkın nede Sevdanın tarifi mümkün... anlatılmayacak kadar derin dile gelmiyecek kadar güzel sözlerdir...Aşkın ve sevginin tarifi...

Özlemi anlatabilirmisiniz yüreğinizden geçen fırtınayı dile getirebilirmisiniz sevdiğinizin gözlerinin içine bakarak..heyecanlanırsınız kimi zaman ter basar sizi konuşamazsınız sevdiğinizin yanındayken , ilkdefa bir bayanın bir erkeğin ellerini tutmuşcasına heyecanlanırsınız... Bu yaşadığınız heyecanı hangi sözcükler anlatabilir içten gelerek kim dile getirebilirki içten ve derinden hangi sözcükler yer alır bu heyecanın içinde kendisine yer alır...

Sözcükler süslendirir sevdayı aşkı anlatırken sevdanın sözlerle süslersin içinde geldiği gibi , kimi zaman sevdiğin bir güneş olur , kimi zaman bir yağmur , kimi zamanda genenin hüznü , hepsinde sevdanın taçlandırırsının kimi zaman Ayrılığı Kimi zamanda Sevdanın Sevincini... 

Bence Sevda Yürekte Yaşanır , Göz Beğenir Yürek Sahiplenir... Geriside zaten sevda isimli bir çiçeğin kokusudur benim için etrafına severken yaydığın kimi zaman gülüşün kimi zamanda Hüznün.... 


OsmanlıTugrası
  Sevgilerimle

Sözler Dize Gelsin Gönlüne Aksın



Ben Susuyorum Kalemim Konuşuyor..
Duygularım Şiirlerde Dize Geliyor...
Susuyorum...
Umarsızca...
Seni Kaybetmekden Korkarcasına 
Sevdamı İçime Gömüyorum...
Yoruldum artık Susmaktan...
Adını duyunca kalbimin hızlı çarpmasından
yolunu qözlemekten yoruldum. . .
Dayanamıyorum....
Sözlerim Dize Gelsin 
İçimdeki Kopan fırtına 
İçimde Çağlayan Şelale...
Senin Gönlündede Aksın İstiyorum Artık...
ve seni Seviyorum demeyi istiyorum...
OsmanlıTugrası


8 Mart 2012 Perşembe

Sen Yoktun.

Gün geceye döndü
Akşamın ışıklarını senle kapattım
Sevdam ama sen yoktun..
Hayalinle kapattım ışıkları…
Hayalinlede yaktım sigaramı
Seni andım
Seni Sordum Yıldızlara
Sevdam dan haber varmı diye.
Yıldız parladı ardından bir yağmur
Anlamıştım yağmurlar seni bana getirmişti
Göz yaşlarımla…..

OsmanlıTugrası

Sustum

Sustum
Kendime konuşuyorum
Seni nasıl sevdiğimi
Kendimden Bıkar oldum Dinlerken
Senin Sevdanı dinlerken
Sustum Seni her Görüşümde
Sözlere Dize gelmedi işte
Seni seviyorum Diyemedim..
Sustum işte
Korktum Seni Kaybetmekten
Bir daha seni görememekten  Sustum….
Gömdüm Sevgimi Yüreğime sustum..

OsmanlıTugrası

Yoksun

Yoksun işte
Bedenin yanımda değil
Sevdan yanımda ama
Yoksun işte
Gözlerin gözlerimde ama
Yoksun işte
Saçların rüzgara Savrulmuş
Seher yelinde
Sevdanı anlatır bana
Hüzünlü gecemde hayalinle
Yoksun işte …..

OsmanlıTugrası

Hüzünlü Bir Geceye Merhaba

Hüzünlü Geceye Merhaba…

Güzel  bir günün ardından merhaba hüzünlü gecem , yine kaldıkmı baş başa seni aydınlatan bir ay  benim dünyamı aydınlatan küçük bir sokak lambası… sokak lambası bir yandan aydınlatırken odamı  bir yandan da hüzünlere daldırıyor beni sürüklüyor yaşadıklarıma sensiz sessiz bir karanlığın çığlıyla…
Bir sigara yaktım hüzünlü gecenin ilk saatlerinde dışarıya bakarken o günkü yaşadıklarımı hayal edecekken bir baktım sokak lambasının altında seni arar oldu gözlerim  hüzün çöktü içime... Ardından bir sigara daha yaktım senin hatıralarını elime aldım dala kaldım o anda sigara bitti yenisini yaktım ama hayalimdeki hatıraların bitmedi hüzünlü gecemde…. Bitmedi hüzünlü gecem , duvarlar üzerime geliyordu sanki gecenin karanlığıyla ay dahi saklanmaya çalışıyordu benden sanki hüzünlü gecemi aydınlatan olmak istemiyordu AY dahi hüzünlü gecemde benden kaçıyordu saklanıyordu karanlığın ardına sevdam gibi…
Sigaraların ardı kesilemedi hayalinle hüzünlü gecemde , hayalini yaşamak dahi hüzünlü gecemde aydınlatmayı yetiyordu gönlümü , en azından yüzüme gönlüme bir tebessüm düşüyordu…
Bir yanım bitsin diyordu hüzünlü gecem sabah olsun artık sevdamla uyanayım diyor güzel gülüşüyle yani GÜNEŞİM’le , uyanıp hüzünlü geceden kalma bir bedenle yüzümü yıkarken aynada sensizlikte senin hayalinle gönlümdeki resminle merhaba sevdam deyip güne gülerek güler bir yüzle sensiz ama sessiz bir şekilde hayalinle başlamak için bir güne merhaba demeyi istiyordu hüzünlü bir gecemin ardından..


           OsmanlıTugrası
              Sevgilerimle